Muamma Türünün İnşasında Üç Temel İsim: Yezdî, Câmî ve Nişâbûrî
Ankara Sosyal Bilimler, Ankara I Türkiye https://ror.org/025y36b60
Anahtar Kelimeler: Muamma, Hulel-i Mutarraz, Şerefeddin Ali Yezdî, Abdurrahman Câmî, Mir Hüseyin Nişâbûrî,
Özet
Bilgiyi gizlemek veya yalnızca belirli kişilerce anlaşılmasını sağlamak amacıyla kullanılan muamma, gelişimini ve sistemleşmesini Fars edebiyatında, özellikle 15. yüzyılda Timurlular döneminde Şerefeddin Ali Yezdî, Abdurrahman Câmî ve Mir Hüseyin Nişâbûrî ile yaşamıştır.
Çalışmada muamma kavramı hem sözlük hem de terim anlamıyla ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Devamında muammanın kurucu ismi olarak kabul edilen Yezdî’nin Hulel-i Mutarraz der Fenn-i Muammâ ve Lugaz adlı eseri tanıtılmıştır. Ardından eserin daha anlaşılır özeti niteliğindeki Müntehab-ı Hulel-i Mutarraz adlı çalışmasından bilgiler aktarılmıştır.
Câmî, Yezdî’nin temelini attığı yapıyı geliştiren, derinleştiren isim olmuştur. Muamma üzerine yazdığı Hilye-i Hulel, Risâle-i Muhtasar der Beyân-ı Kavaid-i Muammâ, Risâle-i Sagîr der Muammâ ve Risâle-i Esgar der Muammâ adlı dört risale ile konuyu teorik olarak zenginleştirmiş ve muammayı “teshîlî, tahsîlî ve tekmîlî” gibi ana başlıklarla sınıflandırmıştır.
Câmî’nin ardından muammanın nihai düzenleyicisi ve sistemleştiricisi olan Nişâbûrî de Risâle-i Muammâ adlı kapsamlı eseriyle, Câmî’nin üçlü tasnifine “tezyîlî” başlığını ekleyerek konuyu dört ana başlıkta tamamlamıştır.
Çalışmada, üç temel ismin birbirini tamamlayan açıklamalarıyla dağınık halde bulunan muamma sanatının teorik alt yapısını oluşturdukları ve onu edebî türe dönüştürdükleri açıklanmıştır. Ayrıca her üç yazarın muamma ile ilgili eserlerin tanıtımının ardından, Türkiye Yazma Eserler Kütüphanesinde 200’den fazla muamma elyazması arasından tespit edilen 109 adet yazma nüsha da bu üç şahsiyetin mirasının zenginliğini ve bu alanda yapılacak akademik ve filolojik çalışmalar için mevcut imkânları göstermiştir.
Atıf: Uzun, Adem (2026). “Muamma Türünün İnşasında Üç Temel İsim: Yezdî, Câmî ve Nişâbûrî”, Erdem, Haziran, Sayı:90, s. 215-248.

