Serhat ALTINKAYNAK

Sinop Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Sinop/Türkiye

Anahtar Kelimeler: el-Herevî, Anadolu, tarihî coğrafya, seyahat, şehir

Giriş

El-Herevî (Ebü’l-Hasen Takıyyüddin Ali b. Ebî Bekr b. Alî el-Herevî elMevsılî), 542 H. / 1147-1148 M. tarihinde Musul’da doğmuştur. Heratlı bir aileden olan el-Herevî’nin, seyahat ettiği ve birçok yerleri gezdiği için hayatı hakkında yeterli bilgi kaydedilmemiştir. Hayatının sonlarına doğru Eyyûbîlerin Halep kolu hükümdarı Selahaddin Eyyûbî’nin oğlu el-Melikü’zZâhir’in himayelerine mazhar olmuştur. el-Melikü’z-Zâhir, onun için elMedresetü’l-Herevîyye adlı bir şafiî medresesi yaptırmıştır. O, burada dersler vermiştir. Ramazan 611 H. / Ocak-Şubat 1215 M. tarihinde Halep’te vefat etmiş ve el-Medresetü’l-Herevîyye’nin köşesindeki türbesine defnedilmiştir (Sourdel-Thomine 1986: 178; Şeşen 1998: 132; İzgi 1998: 221; Yalçın ve Kaymak 2016: 41-43).

el-Herevî’nin Kitâbü’l-işârât ilâ ma’rifeti’z-ziyârât adlı eserindeki Anadolu’ya dair verdiği bilgiler ve özellikle İstanbul - Konya arası ziyaret yerleri bizim için önem arz etmektedir. el-Herevî mezkûr eserinin tamamında Suriye, Filistin, Irak, el-Cezîre, Yemen, Mısır, Mağrib, Habeşistan, Hindistan, Maveraünnehr, Horasan, İran, Azerbaycan, Hicaz, Anadolu, Akdeniz adaları gibi birçok ülke ve bölgeye seyahat etmiş; oralardaki önemli şehirler hakkında bilgiler kaydetmiştir (İzgi 1998: 221; Yalçın ve Kaymak 2016: 41, 44).

Adı geçen eserde Anadolu’da, Halep ve ona bağlı yerlerin ziyaretleri arasında, Antakya ve Antarsus (Tarsus) kısaca anlatılmıştır. Eserin ilerleyen kısımlarında Kıbrıs Adası faslının arkasından Kostantiniyye (İstanbul) şehri işlenmiş ve araya Salonik ve Rumiyetü’l-Kübra şehirleri ile ilgili bir parantez açılmıştır. Buradan itibaren Rum memleketleri faslı gelmektedir. Burada Nikiya (یقیا) şehri anlatıldıktan sonra kuzeydeki Rum memleketlerine giden yol faslı içerisinde Ammûriyye (عموریهّ) , Sultan Veki (وکي سلطان), Konya, Kayseriyye (Kayseri), el-Abruk (األبروق / Divrik / Divriği), Ebûlusteyn (ستینُ أبل / Elbistan), Malatya ve Erzenu’r-Rum (الروم أرزن / Erzurum)’dan bahsedilmiş ve devamında da Şam, Habur, Diyarbakır ve Musul tarafları anlatılmıştır (el-Herevî 1953: 6, 7, 56-61). Buna göre el-Herevî’nin Kostantiniyye (İstanbul)’den itibaren Nikiya (یقیاِ ِ ن / İznik) - Ammûriyye (عموریهّ) – Sultan Veki (وکي سلطان)- Konya - Kayseriyye (Kayseri) - el-Abruk (األبروق / Divrik / Divriği) - Ebûlusteyn (ستینُ أبل / Elbistan) - Malatya ve Erzenu’r-Rum (الروم أرزن / Erzurum) istikametini izlediğini söyleyebiliriz. Çünkü bu güzergâhları eserinde sırasıyla vermiştir. Bu çalışmada el-Herevî’nin verdiği şehirler ve bu şehirler arasında izleyebileceği güzergâh veya güzergâhlar incelenecektir.

Kostantiniyye (İstanbul)’den Konya’ya Seyahat

el-Herevî, Kıbrıs Adası ile ilgili kısa bir bilgi verdikten sonra Kostantiniyye (İstanbul) faslını anlatmaya geçmiştir. İstanbul surlarının civarında Hz. Peygamber (SAV)’in sahabesi Ebû Eyyub el-Ensârî’nin kabrinin bulunduğunu ve onun adının Halid b. Zeyd olduğunu ifade etmiştir. Orada Mesleme b. Abdülmelik ve ona tâbi olanlar tarafından yaptırılan bir camii bulunduğundan bahsetmiş ve yine burada bakırdan ve mermerden heykeller, sütunlar, olağanüstü tılsımlar ve eserinde öncesinde bahsettiği fenerlerle birlikte Müslüman memleketlerde bulunmayan eserler olduğunu da eklemiştir. İstanbul’un en büyük kilisesi Ayasofya hakkında da kısa bir bilgi veren el-Herevî, hem kilisenin hem de İstanbul’un eserleri hakkındaki bilgileri ve Kral Manuel (مانویل الملک) ’in[1] kendisine yaptığı ikram ve iyilikleri Kitabü’l-Acayib adlı eserinde sonradan anlatacağını ifade etmiştir (elHerevî 1953: 56-57; Kayaoğlu 1990: 735-736).[2] el-Herevî’nin İstanbul ile ilgili verdiği bilgiler içerisinde İmparator Manuel Komnenos (1143-1180) zamanında İstanbul’da olduğu anlaşılmaktadır. Bu veri çalışmamız açısından önemlidir. O, Kostantiniyye (İstanbul) bahsinden sonra Rum memleketleri faslını açarak Anadolu’daki ziyaretgâhlar ile ilgili bilgi vermektedir.

el-Herevî, Kostantiniyye (İstanbul)’den seyahatini gerçekleştirdiği tarihi bizzat vermemektedir. İmparator Manuel’in kendisine ikram ve iyiliklerinden bahsetmesi 1176 yılındaki Miryokefalon Savaşı öncesinde el-Herevî’nin İstanbul’da olduğunu düşündürmektedir. Çünkü imparatorun 1176 yılındaki yenilgiden 1180 yılındaki ölümüne kadar geçen sürede sıkıntılar yaşadığını ve bu durumda kimseye izzet-i ikramlarda bulunamayacağını söyleyebiliriz. Willermus Tyrensis de 1179’da imparatorun durumunu şöyle özetlemiştir:

“O günden sonra imparatorun dayanmaya çalıştığı söyleniyordu; bu kötü yıkımın hatırası kalbinde derin bir acı bıraktı. Bundan sonra, ona ne kadar yalvarsalar da, kendisinde çok karakteristik olan mutluluk ve eğlenceyi hiç kimsenin yanında göstermedi. Yaşadığı süre boyunca asla daha önceden sahip olduğu sağlığın tadına varamadı. Sözün kısası, yaşadığı bu yıkımdan kalan hatıraların baskısı ona gönül rahatlığını ve ruhundaki huzuru tekrar yaşatmadı (A History of Deeds Done Beyond The Sea By William Archbishop of Tyre 1943: XXI.12 / 415).”

el-Herevî, 569 H. / 1173-1174 M. yılında Frank Krallığı zamanında Kudüs’e girdiği bilgisini vermektedir (el-Herevî 1953: 25, 31). Manuel Komnenos (1143-1180) zamanında İstanbul’da olduğu ve 1173-1174 M. yılında Kudüs’te bulunduğu düşünüldüğünde, el-Herevî’nin bu tarihten önce veya bu tarihte Kostantiniyye (İstanbul)’den ayrıldığı ve Anadolu seyahatini gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Bu konuda Osman Turan, 1175 yılı sıralarında el-Herevî’nin İstanbul’dan Konya’ya geldiğini ifade etmektedir (Turan 1971: 206). Ancak yukarıdaki veriye göre el-Herevî’nin, 569 H. / 1173-1174 M. yılında Kudüs’te olduğu göz önüne alınırsa 1175 tarihinin kronolojiye uymadığı görülecektir.

el-Herevî, Rum memleketleri faslını açarak Kostantiniyye (İstanbul) denizinin doğusunda Mesleme ve tâbilerinin bir kule inşa ettiğinden bahsetmiş ve Nikiya (یقیاِ ِ ن / İznik) şehrini anlatmaya başlamıştır. Nikiya ( ِ ِیقیا ن / İznik) şehri, İstanbul’un doğusunda yer almaktadır. Bu şehir Hıristiyan konsillerinin toplanma yeridir. Sayıları 318 kişi olan piskoposlar burada toplanmışlardır. Bu şehirde insanlar, Hz. İsa ve rahipleri birlikte tasvir etmişlerdir. Şehrin sakinleri onlara kuvvetli bir inançla bağlıdır (el-Herevî 1953: 58; Kayaoğlu 1990: 736). el-Herevî, Kostantiniyye (İstanbul) – Nikiya (ِیقیان / İznik) şehri arasındaki uzun mesafede herhangi bir güzergâh veya yer bilgisi vermemektedir. I. Haçlı Seferi esnasında ilk gelen düzensiz birlikler İstanbul’dan itibaren İzmit Körfezi’nden ilerleyerek Nikomedia (İzmit) üzerinden Yalova (Helenopolis) yakınındaki Kibotos (Civetot / Civitot / Ciuitot)[3] ’a ulaşmışlardı. Buradan sonra onlar, İznik üzerine yürürken Drakon Vadisi[4] ’nde Türklerin kurduğu pusuya düşerek imha edilmişlerdir (21 Ekim 1096). Yine aynı sefer esnasında arka arkaya gelen düzenli Haçlı birlikleri ise İstanbul’dan itibaren Palekanon[5] ’da bir araya gelmişler ve İzmit Körfezi boyunca yollarına devam etmişlerdir. Onlardan bir kısmı Nikomedia (İzmit) üzerinden; bir kısmı da deniz yoluyla Kibotos’a ulaşmışlardır. Bu birlikler Kibotos’tan itibaren ise Altınova - Ayazma - Akçukur - Taşallı – Valideköprü - Yalakdere - Kızderbent - Bayındır - Boyalıca güzergâhı ile İznik’e ulaşmış olmalıdırlar (Altınkaynak 2023: 103-106). İstanbul - İznik arasındaki mezkûr güzergâh; İskandinavya kökenli bir Viking olan Danimarka Kralı’nın oğlu Svend (Sueno / Sven) Svensson, 1101 yılı Haçlı Seferleri içerisindeki üçüncü birlik olarak gelen Aqutiania (Akitanya) Dükü IX. Guillaume (Giyyom) idaresindeki Fransızlar ve Bavyera (Bayern) Dükü IV. Welf idaresindeki Almanlar, Bizans İmparatoru Ioannes Komnenos -Denizli, Uluborlu ve 1141 Seferi-, II. Haçlı Seferi esnasında III. Konrad komutasındaki Alman Haçlı birlikleri ve arkasından gelen VII. Louis komutasındaki Fransız Haçlı birlikleri tarafından kullanılmıştır.[6] Bu verileri bir arada düşündüğümüzde el-Herevî’nin de İstanbul - İznik arasında genellikle kullanılan mezkûr güzergâhı takip etmiş olması muhtemeldir. Yalnız şunu da ilave etmeliyiz ki el-Herevî’nin, güzergâhı üzerindeki Nikomedia (İzmit)’dan bahsetmemesi onun deniz yoluyla Kobotos’a ulaşmış olabileceğini düşündürmektedir. Ancak bunu nihaî olarak söyleyemiyoruz. Askerî birliklerin yollarından ziyade yine ilave etmeliyiz ki İstanbul’dan İzmit’e ve buradan da doğrudan İznik’e ulaşan bir kervan yolu da bulunmaktadır (İpek Yolu - Kültür Yolu, Anadolu’da Ortaçağ’da Kervan Yolları, Kervansaraylar ve Köprüler 2012).

İznik’ten itibaren mezkûr seferleri gerçekleştirenlerin güzergâh değişiklikleri yaptıkları bilinmektedir. Buradan itibaren, I. Haçlı Seferi ile gelen düzenli birlikler, Danimarka Kralı’nın oğlu Svend (Sueno / Sven) Svensson, 1101 yılı Haçlı Seferi ile gelen birlikler, Dorylaion (Dorilaeum / Eskişehir) istikametine yönelmişlerdir. Burada ek olarak Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos da 1116 seferinde Dorylaion (Dorilaeum / Eskişehir) güzergâhına yönelmiştir. Ioannes Komnenos -Denizli, Uluborlu ve 1141 Seferi-, Rhyndakos Ovası[8] üzerinden Batı Anadolu’nun iç kesimlerinden; aynı şekilde VII. Louis ise Lupar (Lopadion / Ulubat) üzerinden Batı Anadolu kıyı kesiminden seferini gerçekleştirmiştir.[9]

El-Herevî, İznik faslını bitirdikten sonra, bu şehirden Rum ülkesinin kuzeyine giden yol şeklinde bir fasıl açmış ve ülkenin sınırında ve bir tepenin üstünde Ebu Muhammed el-Battal’ın türbesinin olduğunu ifade etmiştir (el-Herevî 1953: 58; Vryonis 2021: 341; Kayaoğlu 1990: 736). Ebu Muhammed elBattal, Emevîler zamanında Bizans’a karşı yapılan savaşlarda ün kazanmış bir kahraman olarak bilinmektedir. Onun tarihî ve menkıbevî şahsiyeti kaynaklarda ve hafızalarda birbirine karışmış ve Endülüs’ten Türkistan’a kadar Müslüman milletlerin ortak malı haline gelmiştir. Ya’kûbî, Taberî, Mes’ûdî, İbn Asâkir, İbnü’l-Esîr, Sıbt İbnü’l-Cevzî, İbn Şâkir, el-Kütübî, İbn Fazlullah el-Ömerî, Zehebî, İbn Kesîr ve Gelibolulu Mustafa Âlî gibi kaynaklarda anlatılan el-Battal’ın tarihî ve menkıbevî şahsiyeti iç içe geçmiş şekildedir. Onun 717-740 M. yıllarında Emevîlerin Bizans’a karşı yürüttüğü mücadelelerde önemli roller aldığını kabul etmek gerekmektedir (Ocak 1992: 204). 122 H. / 739-740 M. yılında Rum topraklarında bir grup Müslümanla birlikte şehid edilen (The History of al-Tabarî (Ta’rîkh al-rusul wa’l-mulûk) 1989: 55) el-Battal’ın şehid edildiği yer veya kabri meselesi son zamanlarda tartışılmıştır. Bu hususta Emevî-Bizans mücadelesinde elBattal’ın öncü birlikleri komutanı olan Malik b. Şebîb’in Afyonkarahisar’ın Şuhut (Synnada) ilçesinin takriben 10 km güneyinde bulunan Anayurt Köyü’ndeki türbesinin yakınında aranması gerektiği ifade edilmiştir. Ama ne yazık ki bunu destekleyecek herhangi bir arkeolojik veya başka bir veri elde edilemediği belirtilmiştir (Erkoçoğlu 2014: 75 dn.33, 77). el-Battal’ın kabri ile ilgili bir başka çalışmada ise el-Herevî’nin ifadesine dayanılarak Türbe Dağı’nın doğu eteğinde Geneli (Çayıryazı) Köyü’ndeki Hüseyin Dede Türbesi olabileceği ifade edilmiştir (Topraklı 2014: 83-92; krş. Erkoçoğlu 2014: 77). el-Battal’ın şehid düştüğü yerde bulunan mezarının I. Gıyaseddin Keyhüsrev veya I. Alaeddin Keykubad’ın annesinin gördüğü rüya sonucu keşfedildiği rivayetinin önemli olduğu da ayrıca ifade edilmiştir. Böylece Seyitgazi’de bir türbe ve bir de mescid inşa ettirilmiştir. Burası Türkiye Selçukluları’ndan itibaren ziyaretgâh haline gelmiştir. Osmanlılar zamanında da büyük bir külliye haline getirilmiştir (Ocak 1992: 204; krş. Erkoçoğlu 2014: 77-78). Buna göre el-Battal’ın Emevî-Bizans sınırında kabrinin bulunduğuna yönelik Malik b. Şebîb’in türbesinin civarı -Anayurt Köyü civarı-, Türbe Dağı’nın doğu eteğinde Geneli (Çayıryazı) Köyü ve Seyitgazi olarak üç yer işaret edilmiştir. Burada genel kabulün Seyitgazi olduğu da unutulmamalıdır. Türkiye Selçukluları zamanında yaptırılan türbe ile birlikte el-Battal’ın kabrinin Malik b. Şebîb’in türbesinin yanında olabileceği unutulmuş ve Seyitgazi’de olduğu benimsenmiş; tescillenmiş ve yaygınlık kazanmış olmalıdır (Erkoçoğlu 2014: 78).

el-Herevî buradan itibaren Ammûriyye[10] (عموریهّ) faslına geçer ve orada Mu’tasım ile birlikte şehid olanların mezarlarının[11] ve antik eserlerin bulunduğundan bahsetmektedir. Ardından Sultan Veki (وکي سلطان)’ye geçer ve burasının mükemmel bir yer olduğunu Grekçe el-Sirma / Terma (الثیرما ) diye adlandırıldığını; başka bir adının ise Avgerm (اوکرم) olduğunu ve ülkenin sınırında kâfirlerin topraklarının kenarında bulunduğunu belirtmektedir. Ayrıca burasının isimlerinden ziyade özellikleri hakkında da bilgi vermektedir. Burada harabe haline gelmiş kemerlerinin altında berraklığı, sıcaklığı, tatlılığı, taşıdığı faydaları ile eşi bulunmayan bir su aktığını ve hastaların şifa bulmak için buralara geldiğini de eklemiştir (el-Herevî 1953: 58; Kayaoğlu 1990: 736). Öncelikle burada Sultan Veki (وکي سلطان) adı üzerinde durmak gerekir. Burası ile ilgili yapılan ayrıntılı bir araştırmada bu isimlendirmenin kaynaklarda Mahruse-i Sultanyuki (سلطانیوکی محروسه ) , Medinetü’sSultanyuki (سلطانیوکی مدينة), Medinetü’s-Sultanbuli (بوليُ سلطان مدينة) şeklinde kaydedilmiş olduğu ve daha sonra burasının Sultan Tepesi anlamında Sultan Höyüğü ve Sultan Önü şekline dönüştüğü üzerinde durulmuştur. XIV. yüzyıl kaynaklarının verileri ile burasının Eskişehir olarak adlandırıldığı da ayrıca ifade edilmiştir (Boz 2020: 1-3). Eskişehir, Bizans kaynaklarında Dorylaion / Dorilaeum olarak adlandırılmaktadır. Bizans kaynaklarından Ioannes Kinnamos, burada ortasında güzel ve suyu tatlı bir nehir aktığından ve burada çok balık bulunduğundan bahsetmiştir. Aynı zamanda burada kalabalık köyler, doğal sıcak su kaynakları, revaklar ve hamamların varlığından da söz etmiştir (Ioannes Kinnamos 2001: 211). Kinnamos’un verdiği bilgi ile el-Herevî’nin harabe haline gelmiş kemerlerin altında berrak, sıcak, tatlı ve faydalı bir su aktığı ve hastaların şifa bulduğu bilgisi birbirine oldukça yakındır; hatta benzerdir diyebiliriz. Burada dikkat edilecek nokta el-Herevî’nin buraya Grekçe el-Sirma / Terma (الثیرما) ve başka şekilde de Avgerm (اوکرم) isminin verildiğini belirtmesidir. Bu isimlendirmeye de dikkat etmek gerekir. I. Haçlı Seferi esnasında Anadolu’ya gelen Danimarka Kralı’nın oğlu Svend (Sueno / Sven) Svensson’un seferi ile ilgili bilgi veren Latin kaynaklarında Philomelium / Finiminis (Akşehir)’dan sonra Terma / Fernam / Ferna isimli bir yer kaydedilmiştir. Hatta burada “buğulanan bir sıcak su kaynağı gölü”nden de bahsedilmektedir (Albert of Aachen 2007: III.54 / 222, 223, 224, 225; Willermus Tyrensis’in Haçlı Kroniği 2016: IV.20 /182). Yine Friedrich Barbarossa’nın liderliğinde gerçekleştirilen III. Haçlı Seferi esnasında Latin kaynakları tarafından burası Firmin / Firma / Ferma olarak kaydedilmiştir (Ansbert 1928: 80; Ansbert 2010: 105; Magni Presbiteri Chronicon 1861: 513; Epistola de Morte Friderici Imperatoris 1928: 175). Selçuklu kaynaklarında ise burası Abgerm / Ab-ı Germ (کرم آب / ابکرم) olarak Farsça yazılmıştır (İbn Bîbî 1956: 358, 626, 700; İbn Bîbî 1996: C.I, 367 ve C.II, 150, 212; Anonim Selçuknâme 1952: 32, 48, 56 / Tıpkıbasım 49, 70, 71, 80; Anonim Selçuknâme 2014: 44, 55, 56, 61; Gregory Abû’l-Farac (Bar Hebraeus) 1999: 486). Farsça olan bu isimlendirmenin kelime manası, sıcak su / ılık su anlamındadır (Kanar 2013: 9-15, 1272; Olgun ve Drahşan 1984: 386, 403). 1245 yılında papa tarafından doğuya gönderilen Simon de Saint Quentin de burayı kendi telaffuzuna göre Labigarme olarak kaydetmiştir. I. Alaeddin Keykubad zamanında 633 H. / 1235-1236 M. tarihinde burada bir kaplıca da inşa edilmiştir.[12] Mezkûr veriler ve bu verilerin güzergâh ve coğrafya ile karşılaştırılması neticesinde Terma ve Ab-ı Germ / Avgerm ve benzer şekillerde kaydedilmiş yer, Konya’nın Ilgın ilçesidir.[13] Eskişehir’e böyle bir isimlendirme verildiğini el-Herevî dışında herhangi bir kaynaktan teyit edemiyoruz. Buradan hareketle Sultan Veki (وکي سلطان)’nin Eskişehir, el-Sirma / Terma (الثیرما) veya Avgerm (اوکرم)’in Ilgın olduğunu anlıyoruz. Arap coğrafyacılarından ed-Dımeşkî (1256-1327), Ammûriyye’nin ardından As’âr / At’âr (اثار) faslını açarak burası hakkında bilgi vermektedir. O, Sultan Veki veya Sultan Önü gibi bir isimlendirmeden hiç bahsetmeden burayı anlatmaya başlar. Burası Rum ve kâfirler sınırında takdire şayan bir yerdir. Burada akan sular; saf, sıcak, tatlıdır ve faydalarıyla da her ülkeden hastaların uğrak yerlerindendir. Burada ayrıca bir sağlık tesisi ile birlikte soğuk algınlığına iyi gelen yenilebilir yılanlar da bulunmaktadır. Buraya Yunanca -Latince kastediliyor- Sirma / Tirma (ثیرما) ve Türklerle birlikte de Awkerm (آوکرم) denilmiştir (ed-Dımeşkî 1874: 318; Tomaschek 1975: 87). el-Herevî özellik olarak birbirine benzeyen iki yeri karıştırmış veya Eskişehir faslını açmış ancak Ilgın’ı anlatmış olmalıdır. Güzergâh sıralaması hususunda da Ammûriyye’den sonra ilerlenen güzergâhta Ilgın gelmektedir. ed-Dımeşkî, Ammûriye’nin ardından As’âr / At’âr (اثار) olarak ifade ettiği Ilgın’ı anlatarak sıralamayı doğru vermiştir. ed-Dımeşkî’nin anlatısına bakıldığında bu kısımda büyük oranda el-Herevî’den yararlanmış ve eksiğini tamamlamıştır diyebiliriz. Tüm bu verilere bakıldığında anlıyoruz ki, el-Herevî İznik’ten sonra sınırda bulunan Sultan Veki (وکي سلطان / Eskişehir) - Ammûriyye ( عموریهّ) ve oradan da el-Sirma (الثیرما / Terma / Avgerm اوکرم / Ilgın)’ya ulaşmış olmalıdır. Ancak o, güzergâhları arasında herhangi bir yer zikretmemektedir. el-Herevî, daha sonra Konya faslını açmıştır. Büyük camiinin yakınındaki kilisede Eflatun (Platon)’un mezarının varlığından bahsetmiştir. Kamereddin Bahçesi’nde bir kemer altında mermerden yapılmış bir kadın ile bir erkeğin birlikte yattıkları mermerden bir yatak (lahid) olduğunu ve bunu bizzat görerek enini boyunu ölçtüğünü de ifade etmiştir (el-Herevî 1953: 59; Kayaoğlu 1990: 736-737). Böylece el-Herevî’nin betimlemelerinden, onun Konya’ya ulaştığı rahatlıkla anlaşılmaktadır.

I. Haçlı Seferi esnasında düzenli Haçlı birlikleri, İznik’ten itibaren Lefke (Osmaneli) - Dorylaion (Dorilaeum / Eskişehir) - Nicoleia (Seyitgazi) - Yazılıkaya - Emirdağ’ın batısından Köroğlu Beli üzerinden Polybotos (Bolvadin) - Eber (Ebraicam / Ebraike) Gölü - Pisidia Antiocheia (Yalvaç) - Yellibel Geçidi - Philomelion (Akşehir)’un güneyinden Argıthanı - Ilgın (Ab-ı Germ) - Kadınhanı ve Laodikeia (Ladik / Yorgan Ladik) üzerinden Konya’ya ulaşmıştır. Danimarka Kralı’nın oğlu Svend (Sueno / Sven) Svensson, 1101 yılı Haçlı Seferleri içerisindeki üçüncü birlik olarak Aqutiania (Akitanya) Dükü IX. Guillaume (Giyyom) idaresindeki Fransızlar ve Bavyera (Bayern) Dükü IV. Welf idaresindeki Almanlar da İznik - Eber (Ebraicam / Ebraike) Gölü arasında mezkûr güzergâhı takip etmişler ve fakat onlar buradan itibaren ise Pisidia Antiocheia (Yalvaç)’yı görmeden doğrudan Philomelion (Akşehir) üzerinden yollarına devam etmişler ve Argıthanı - Ilgın (Ab-ı Germ) - Kadınhanı ve Laodikeia (Ladik / Yorgan Ladik) üzerinden Konya’ya ulaşmışlardır.[14] 1116 yılındaki Anadolu seferinde Bizans İmparatoru Aleksios Komnenos ise İznik’ten Akşehir’e kadar gelmiş idi. O, İznik’ten itibaren Lefke / Leukai (Osmaneli) - Dorylaion (Eskişehir) Ovası - Santabaris (Bardakçı) - Kedrea (Bayat) - Polybotos (Bolvadin) ve Eber Gölü yanından geçerek Philomelion (Akşehir)’a ulaşmıştı. O, burada Selçuklularla mücadele etmiş ve fakat daha fazla ilerlemeyerek buradan İstanbul’a dönmüştü.[15] el-Herevî ise muhtemelen adı geçen güzergâhları kullanmakla birlikte Sultan Veki (وکي سلطان / Eskişehir) ve el-Sirma (الثیرما / Terma / Avgerm اوکرم / Ilgın) arasında diğerlerinden farklı olarak Ammûriyye (عموریهّ) üzerinden geçmiştir. Mezkûr verileri bir araya getirdiğimizde elHerevî, Nikiya (یقیاِ ِ ن / İznik)’dan itibaren Lefke / Leukai (Osmaneli) – Sultan Veki (وکي سلطان / Eskişehir) - Nicoleia (Seyitgazi) - Santabaris (Bardakçı) - Ammûriyye (عموریهّ) - Polybotos (Bolvadin) - Philomelion (Akşehir) - Argıthanı - el-Sirma (الثیرما / Terma / Avgerm اوکرم / Ilgın) - Kadınhanı - Laodikeia (Ladik / Yorgan Ladik) - Konya güzergâhını kullanmış olmalıdır.[16] el-Herevî’nin bu güzergâh üzerinde Polybotos (Bolvadin) ve Philomelion (Akşehir) gibi önemli yerlerden bahsetmemesi düşündürücüdür. O, eserinin sonunda birçok konuda kitabını kısa tuttuğunu ifade etmiştir. Ayrıca eserinde anlattığı birçok yer ile ilgili ayrıntılara da Kitabü’l-Acâib adlı eserinde yer vereceğini sık sık dile getirmiştir (el-Herevî 1953: 40, 41, 44, 49, 50, 57, 58, 59, 100). Ancak bu eser zamanımıza kadar ulaşmamıştır. el-Herevî’nin eserinde verdiği son tarih el-Halil şehrini anlattığı fasıldaki 588 H. / 1192- 1193 M. tarihidir. Bu tarihte içinde bulunduğu kafileye Haçlılar saldırmış ve kitaplarına el koymuştur. Arslan Yürekli Richard daha sonra bunları ve fazlasını iade etmek istemişse de bu mümkün olmamıştır (el-Herevî 1953: 40). Bu iki veriye dayanarak söylenebilir ki el-Herevî ya bu eserini özet olarak veya bazı kısımları atlayarak yazmış; ya da son tarihi verdiği zamandan sonra yazmış olmalıdır. Her iki durumda da Anadolu güzergâhında bazı yerleri atlamış olmalıdır. Bazı yerlerde de hata yapmış olmalıdır ki bunu en açık şekliyle Sultan Veki (وکي سلطان) faslında görmekteyiz.

el-Herevî, Konya’dan itibaren Kayseriyye (Kayseri) - el-Abruk (األبروق / Divrik / Divriği) - Ebûlusteyn (ستینُ أبل / Elbistan) - Malatya ve Erzenu’r-Rum (الروم أرزن / Erzurum)’dan sonra Şam üzerinden devam ederek Anadolu’dan ayrılmıştır.[18]

Sonuç

XII. yüzyılın sonlarına doğru İstanbul’dan Konya’ya seyahat eden el-Herevî, bu seyahati esnasında mezkûr iki şehir arasında İznik, Eskişehir, Amorion / Ammûriyye ve Ilgın hakkında kayda değer bilgiler vermektedir. Özellikle Sultan Veki (وکي سلطان / Eskişehir) ile ilgili verdiği bilgiler esnasında burasının ülkenin sınırında olduğunu belirtmiştir. Bu bilgi Eskişehir için o zaman doğrudur. Ayrıca burada berrak, sıcak, tatlı ve faydalı bir suyun aktığını ve de hastaların şifa bulduğunu ifade etmiştir. Buraya ayrıca Grekçe el-Sirma / Terma (الثیرما) denildiğini ve başka bir adının da Avgerm (اوکرم) olduğunu eklemiştir. Su ve şifalı su gibi özelliklerin hem Eskişehir hem de Ilgın için benzer olduğunu biliyoruz. Lakin Eskişehir’e el-Sirma / Terma ve Avgerm isimlendirmesinin yapıldığını başka hiçbir kaynaktan teyit edemememize rağmen Ilgın için bu adlandırmanın yapıldığını çağdaş kaynaklardan birçok kez tespit edebiliyoruz. Buradan hareketle de el-Herevî’nin güzergâhı üzerinde hem Eskişehir hem de Ilgın üzerinden geçtiğini ama kayıtlarını karıştırdığını anlıyoruz. Zaten ondan yararlanan ed-Dımeşkî de bu hatayı sonradan düzeltmiş oluyor. Bu karışıklık düzeltildikten sonra el-Herevî’nin İstanbul - Konya arası güzergâhının durumu biraz daha netleşmiş oldu.

stanbul - Konya arasındaki güzergâh hususunda el-Herevî dışında çağdaş kaynaklardan tespit edebildiğimiz güzergâh bilgileriyle onun, İstanbul’dan itibaren Nikomedia (İzmit)’ya ulaştığını söyleyebiliriz. Buradan itibaren de Nikiya (یقیاِ ِ ن / İznik)’ya doğrudan ulaşan bir kervan yolu ve ayrıca askerî birliklerin sürekli kullandığı ve daha uzun olan Kibotos - Altınova - Ayazma - Akçukur - Taşallı - Valideköprü - Yalakdere - Kızderbent - Bayındır güzergâhı bulunmaktadır. Burada el-Herevî’nin hangi yoldan gittiğini söylemek zor olsa da kervan yolunu tercih ettiğini söylemek daha doğru olsa gerektir. Askerî birliklerin, yollarını uzatsalar da, sefer yollarını kullanmaları daha muhtemel iken; seyyahların veya kervanların kısa yollardan ve kervansaraylar vasıtasıyla ulaşım sağlamaları daha olasıdır diyebiliriz. Nikiya (یقیان / İznik) ’dan itibaren ise askerî seferlerin gerçekleştiği güzergâh ile kervan güzergâhı hemen hemen paralel ilerlemektedir. Buradan hareketle el-Herevî, Nikiya (یقیاِ ِ ن / İznik)’dan itibaren Lefke / Leukai (Osmaneli) – Sultan Veki (وکي سلطان / Eskişehir) - Nicoleia (Seyitgazi) - Santabaris (Bardakçı) - Ammûriyye (عموریهّ) - Polybotos (Bolvadin) - Philomelion (Akşehir) - Argıthanı - el-Sirma (الثیرما / Terma / Avgerm اوکرم / Ilgın) - Kadınhanı - Laodikeia (Ladik / Yorgan Ladik) ve Konya güzergâhını izlemiş olmalıdır.

KAYNAKLAR

A History of Deeds Done Beyond The Sea By William Archbishop of Tyre (1943). Vol. II, Trans. And Annotated by Emily Atwater Babcock and A.C.Krey, New York: Columbia University Press.

Albert of Aachen (2007). Historia Ierosolimitana (History of the Journey to Jerusalem), Ed. and Trans. Susan B. Edgington, New York: Oxford University Press.

Altan, Ebru (2001). “Haçlı Ordularının Anadolu’da Geçtiği Yollar”, Belleten, LXV, 243, Ağustos, s.571-582.

Altınkaynak, Serhat (2023). Göller Yöresi’nin Tarihî Coğrafyası (Selçuklu ve Beylikler Dönemi), Ankara: Berikan Yayınevi.

Anonim Selçuknâme (Anadolu Selçukluları Tarihi III-Histoire Des Seldjoukides D’Asie Mineure) (1952). Çev. F.N.Uzluk, Ankara.

Anonim Selçuknâme (2014). Çev. Halil İbrahim Gök ve Fahrettin Coşguner, Ankara: Atıf Yayınları.

Ansbert (1928). Historia de Expeditione Friderici Imperatoris, Herausgegeben von Anton Chroust, Quellen zur Geschichte des Kreuzzuges Kaiser Friedrichs I, MGH Scriptores, nova series, V, Berlin.

Ansbert (2010). The History of the Expedition of the Emperor Frederick, Translated by G.A.Loud, The Crusade of Frederich Barbarossa. The History of the Expedition of the Emperor Frederick and Related Texts, Farnham: Ashgate Publishing.

Boz, Cem (2020). Anadolu Selçuklu, İlhanlı ve Beylikler Döneminde Sultan Öyüğü (Eskişehir), Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara.

Claudii Ptolemæi (Cladius Ptolemaios) (1967). Geographike Hyphegesis, Haz. Carolus Müllerus (Karl Müller), Paris.

Demir, Fatih (2018). Ortaçağ Anadolusu’nda Denizli ile Konya Arasındaki Askeri Yol Güzergâhları (XII. Yüzyıl), Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Isparta.

ed-Dımeşkî (1874). Nuhbetü’d-dehr fî ‘acâ’ibi’l-ber ve’l-bahr, et Accompagné d’éclaircissements par August Ferdinand Mehren, Manuel de la Cosmographie du Moyen Age, Copenhague (Kopenhag).

el-Herevî (1953). Kitâbü’l-işârât ilâ ma’rifeti’z-ziyârât, Texte Arabe établi par Janine Sourdel-Thomine, Dımaşk (Damas): Guide des Lieux de Pélerinage.

Epistola de Morte Friderici Imperatoris (1928). Herausgegeben von Anton Chroust, Quellen zur Geschichte des Kreuzzuges Kaiser Friedrichs I, MGH Scriptores, nova series, V, Berlin.

Erkoçoğlu, Fatih (2014). “Hamideli Tarihi Coğrafyası ve Battal Gazi’nin Hayatına Dair Bazı Notlar”, İlahiyat Araştırmaları Dergisi, No.1, Haziran, s.65-81.

Gregory Abû’l-Farac (Bar Hebraeus) (1999). Abû’l-Farac Tarihi, II, Çev. Ömer Rıza Doğrul, Ankara: TTK.

Ioannes Kinnamos (2001). Historia, Çev. Işın Demirkent, Ankara: TTK.

İbn Bîbî (1956). el-Evâmirü’l-’Alâ’iyye fi’l-Umuri’l’Alâ’iyye, I, Tıpkıbasım, Haz. Adnan Sadık Erzi, Ankara: TTK.

İbn Bîbî (1996). el-Evâmirü’l-Alâiyye fi’l-Umuri’l-Alâiyye, C.I-II, Çev. Mürsel Öztürk, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.

İbnü’l-Esîr (1986). el-Kâmil fi’t-Târih, C.6, Çev. Abdullah Köşe, İstanbul: Bahar Yayınları.

İpek Yolu - Kültür Yolu, Anadolu’da Ortaçağ’da Kervan Yolları, Kervansaraylar ve Köprüler (2012). İstanbul: Çekül Vakfı.

İzgi, Cevat (1998). “Ali b. Ebû Bekir el Herevî”, DİA, C.17, İstanbul, s.221- 222.

Kanar, Mehmet (2013). Farsça Türkçe Sözlük, İstanbul: Say Yayınları.

Kayaoğlu, İsmet (1990). “El-Herevi’ye Göre XII. Yüzyılda Anadolu’da Ziyaret Yerleri”, XI. Türk Tarih Kongresi, 5-9 Eylül, Ankara, s.732-740.

Kırpık, Güray (2005). Haçlılar (1095-1120), Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Ankara.

Koçak, Talat (2018). Arkeolojik Veriler ve Yazılı Kaynaklar Işığında Amorium Kentinin Tarihi (En Eski Çağlardan Bizans Yerleşiminin Sonuna Kadar, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Konya.

Magdalino, Paul (2002). The Empire of Manuel I Komnenos, 1143-1180, Cambridge University Press.

Magni Presbiteri Chronicon (1861). Ed. W.Wattenbach, MGH Scriptorvm XVII, Ed. Georgivs Heinricvs Pertz, Hannoverae.

Niketas Khoniates (1995). Historia, Çev. Fikret Işıltan, Ankara: TTK.

Ocak, Ahmet Yaşar (1992). “Battal Gazi”, DİA, C.5, s.204-205.

Olgun, İbrahim ve Drahşan, Cemşit (1984). Türkçe-Farsça Sözlük, Ankara: Elhan Kitabevi.

Önge, Yılmaz (1995). Anadolu’da XII-XIII. Yüzyıl Türk Hamamları, Ankara: Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları.

Özönder, Hasan (1994). “Ilgın Kaplıcası”, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, C.5, S.5, s.183-202.

Pliny (1961). Natural History, Vol.II, Trans. H. Rackham, London: Harvard University Press.

Ramsay, W.M. (1960). Anadolu’nun Tarihî Coğrafyası, Çev. Mihri Pektaş, İstanbul: MEB.

Reman, Rıza (1942). Şifalı Su Kullanmak İlmi Balneoloji ve Şifalı Kaynaklarımız, İstanbul.

Runciman, Steven (2019). Haçlı Seferleri Tarihi, I, Çev. Fikret Işıltan, Ankara: TTK.

Sourdel-Thomine, J. (1986). “al-Harawî”, EI2, Vol.III, Leiden, s.178.

Stephani Byzantii (Stephanos Byzantinos) (2016). Ethnica, Vol. IV, Haz. Margarethe Billerbeck, Berlin ve Newyork.

Strabon (2015). Geographika, Çev. Adnan Pekman, İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.

Şeşen, Ramazan (1998). Müslümanlarda Tarih-Coğrafya Yazıcılığı, İstanbul: İSAR.

The History of al-Tabarî (Ta’rîkh al-rusul wa’l-mulûk) (1989). Vol.XXVI, Translated and annotated by Carole Hillenbrand, State University of New York Press.

Tomaschek, Wilhelm (1975). Zur Historischen Topographie von Kleinasien im Mittelalter, Osnabrück: Biblio Verlag.

Topraklı, Ramazan (2014). “Battâl Gâzi’nin Türbesi Nerede?”, İlahiyat Araştırmaları Dergisi, No.1, Haziran, s.83-92.

Turan, Osman (1971). Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul: Turan Neşriyat Yayınları.

Umar, Bilge (1993). Türkiye’deki Tarihsel Adlar, İstanbul: İnkılâp Kitabevi.

Ünver, Süheyl (1940). Selçuk Tababeti XI-XIV.’üncü Asırlar, Ankara.

Vryonis, Speros (2021). “Anadolu’da Göçebeleşme ve İslamlaşma”, Çev. Serhat Altınkaynak, USAD, S.15, Konya, Güz, s.329-370.

Willermus Tyrensis’in Haçlı Kroniği (Başlangıçtan Kudüs’ün Zaptına Kadar) (2016). Çev. Ergin Ayan, İstanbul: Ötüken Yayınları, İstanbul.

William J. Hamilton (1842). Researches in Asia Minor, Pontus and Armenia, Vol. I, London.

Yalçın, M. Fatih ve Kaymak, Suat (2016). “Ebü’l-Hasan ‘Alî El-Herevî ve et-Tezkiretü’l- Hereviyye fî’l Hiyeli’l-Harbiyye İsimli Eseri”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, C.3, S.5, s.39-57.

Yavaş, Alptekin (2015). Anadolu Selçuklu Veziri Sâhib Ata Fahreddîn Ali’nin Mimarî Eserleri, Ankara: TTK.

Kaynaklar

  1. Manuel Komnenos, 1143-1180 yılları arasında Bizans İmparatorluğu yapmıştır. Döneminde Anadolu üzerinde yaşadığı en önemli hadise 17 Eylül 1176 tarihinde Selçuklular tarafından büyük bir yenilgiye uğratıldığı Miryokefalon Savaşı’dır. Manuel Komnenos hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. (Magdalino 2002).
  2. İskenderiye suguru faslında, oradaki fenerlerden bahsederken en güzel fenerlerin ise Kostantiniyye (İstanbul) fenerleri olduğunu vurgulamıştır (el-Herevî 1953: 47-49).
  3. İzmit Körfezi’nin güney kıyısında bulunan bir kıyı köyüdür (Umar 1993: 437). Ayrıntı için bkz. (Ramsay 1960: 200-201, 220, 228-229).
  4. İzmit Körfezi’nin güney kıyısında yer almaktadır ve Yalova (Helenopolis) yanından geçen derenin bulunduğu vadidir. Günümüzde Kırk Geçit Deresi veya Dil Deresi olarak bilinmektedir (Ramsay 1960: 224-225).
  5. Willermus Tyrensis, Haçlı birliklerinin Kadıköy’de kamp kurduklarını belirtmiştir (Willermus Tyrensis’in Haçlı Kroniği 2016: 92, 99). Palekanon’un Dil İskelesi ile Maltepe arasında olması gerekmektedir. Buradan hareketle farklı yerler düşünülmüştür: Gebze’nin doğusu, Gebze yakınları Eski Hisar İskelesi, Hereke veya Kadıköy yakınları (Ramsay 1960: 202; Kırpık 2005: 71; Altan 2001: 572 dn.4; Runciman 2019: 117 dn.5).
  6. İstanbul - İznik arası güzergâhların ayrıntısı için bkz. (Altınkaynak 2023: 112-113, 116, 133-137, 138-140, 143, 145).
  7. Harita Google Earth Pro üzerinden alınarak tarafımızca düzenlenmiştir (Dilsiz haritaya erişim tarihi: 27.04.2023).
  8. Rhyndakos / Ryndakos adı ile kaynaklara yansımış olan yer günümüzde Adranos / Atranos / Adırnaz (Orhaneli) Çayı olarak düşünülmektedir. Bizans Kaynaklarına bakıldığında ise Rhyndakos; ırmak, ova ve bölge adı olarak kullanılmıştır. Burası, Ulubat Gölü’nü içine alan Bizans’ın askeri seferlerinde ordugâh kurduğu geniş ova olmalıdır (Strabon 2015: XII.8.10 / 79; Pliny 1961: V.123 / 313; Claudii Ptolemæi (Cladius Ptolemaios) 1967: V.1.2 / 795; Stephani Byzantii (Stephanos Byzantinos) 2016: 127; Niketas Khoniates 1995: 13, 24; Ioannes Kinnamos 2001: 12, 32, 54, 211, 213, 214; Umar 1993: 689; Demir 2018: 117 dn.691).
  9. İznik itibariyle güzergâhların ayrıntısı için bkz. (Altınkaynak 2023: 107-112, 112-114, 116-118, 130-131, 134-142, 145-164).
  10. Amorium / Amorion / Ammûriyye Kalesi’nin yerinin tespiti ilk defa W.J.Hamilton tarafından yapılmıştır. Afyon ilinin Emirdağ ilçesinin 12 km. kadar doğusundaki Hergan Kalesi olarak tespit edilmiştir. Kalenin tespiti ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. (Hamilton 1842: 444-455); Günümüzde Hisarköy olarak bilinmektedir (Umar 1993: 63, 243); Amorium hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. (Koçak 2018).
  11. 838 M. tarihinde Abbasi Halifesi Mu’tasım tarafından Ammûriye’nin ele geçirilmesi hakkında ayrıntı için bkz. (İbnü’l-Esîr 1986: C.6, 418-425).
  12. Ilgın kaplıcası ile ilgili olarak ayrıntılı bilgi için bkz. (Ünver 1940: 101-103, 205-206; Reman 1942: 450-453; Önge 1995: 279-288; Özönder 1994: 183-202; Yavaş 2015: 137-144).
  13. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. (Altınkaynak 2023: 80-85).
  14. Güzergâhların ayrıntısı için bkz. (Altınkaynak 2023: 107-111, 112-114, 116-117).
  15. Güzergâhın ayrıntısı için bkz. (Altınkaynak 2023: 130-133).
  16. İznik’ten itibaren Konya’ya kadar mezkûr güzergâha hemen hemen paralel olarak bir kervan yolu da bulunmaktadır. Bu yol, İznik’ten itibaren Osmaneli – Bilecik – Eskişehir – Bardakçı Hanı – Çifteler Hanı – Emirdağ – Bolvadin – Kırkgöz Köprüsü – Argıthanı – Ilgın – Kadınhanı – Ladik – Konya şeklindedir (İpek Yolu - Kültür Yolu, Anadolu’da Ortaçağ’da Kervan Yolları, Kervansaraylar ve Köprüler 2012).
  17. Harita Google Earth Pro üzerinden alınarak tarafımızca düzenlenmiştir (Dilsiz haritaya erişim tarihi: 27.04.2023).
  18. Konya’dan itibaren mezkûr şehirler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. (el-Herevî 1953: 59-61; Kayaoğlu 1990: 737-738).

Şekil ve Tablolar